ölüm tanrısı tarafından sürüldüğüm bu çöl....
bitmeyen gün batımları ve doğumları..
karanlık.aydınlık.karanlık.aydınlık.karanlık..
insanlık,en büyük paradoksu,yaşamın devamını gözden kaçırmış.
günbatımında karşıma çıkan çıplak dişi,uyuttuğum cinsel duygularımı uyandırmak için çaba bile harcamadı.onu bu yüzden sevmiştim.
aslında onu hiç sevmedim.
o hiçbir zaman var olmadı...

27 Kasım 2008 Perşembe

LAST LETTER FROM ROXANNE

aklımı saran bir karanlık..çok sesli bir kirlilik.kanmda dolaşan zehir..

karşımda birir kız duruyor..karşımda.rkamda üstümde altımda..heryerderd

e

ne yazdığımı bilmiyorum ..bilicinm kapalı..aslında açık..belki kapalıdır bilmiyorum...ama ayaklarımın yerden kesilmesi vücumdaki sıcaklık...kendimi iyi hissettiryor..

yemek yok.su yok.uyku yok..sadece onun gerçekliği..o gerçeklikle savasılamaz.karşı konulamaz...saece tuytsalk olunur...

ayağa kalkamıyorum..

yatakta ytatıyor hiç kalkmıyorum..hayaller.anılar..planlar..

hepsi gözlerimin önüde yavasca gecerek bana biaz olsun mutluluk veriyor...

kanım istiyor



daha fazlaistiyor..

ruhum istiyor..bendenm istiypr..

bey nim ve kalbim istiyor..

elbette karşı koyamıyorum..,

daha fazla alıtorum.alıyorum ve daha fazla.ve biraz daha ve biraz daha biraz biraz .biraz daha..

ama bedenim istemeye devam ediyor..hgiç durmadan istiyor..

istedeğini lede eene kadar istiyor..ve elde ettikten sonra daha fazla istiyor.

elimden bir şey gelmiyor..önce elimdekileri,sonra sevgililerimi sonra da kendimi satıyorum...

hayatımda satacak bir tek şey kalmadığında bu anlamsız hayatımda ,kirli bir tuvallette ölü bulunuyorum

16 Kasım 2008 Pazar

its a hell of a way to die

sabah 3.45..kabuslarıma ara veriyorum titremelerimle.kendimi sokağa atmamla tanıdık bir yüz buluyorum .hiç konuşmadan ihtiyacım olanı veriyor.bu saatte hiçbir şeyi umursamıyorum.sokağın karanlık bir köşesinde bir vuruş yapıyorum..arada hiçbir yerden gelip hiçbir yere giden insanların görsel tecavüzlerine mahsur kalsam da,titremelerin kesilmesiyle her şey gerçekliğini yitiriyor.
sonra onu görüyorum yeniden.
en zayıf anımda ortaya çıkan vahşet tanrıçası.
seni seviyorum diyorum.
yeniden ve binlerce kez.

"bana ulaşman için öldürmen gerek"

ve yeniden yolculuğuma başlıyorum.
karanlık tarafa geçiş yolculuğu.
insanlar anlamıyor.
sakin bir hiçlikte sakin bir ev seçiyorum.
hızla kapısını kırıp evdeki herkesi bir araya topluyorum.
bir anne ve 3 çocuk.
hepsi ölüyor.
ve ben yine yanlız kalıyorum.
ve kabuslarım yeniden başlıyor.

12 Kasım 2008 Çarşamba

as mad as hell


evet dedi bana ölürken.gözlerinin içine bakıyordum.hiç bir şey hissetmiyordum.o ağlıyordu.ben gülüyordum.sonra öldü galiba.
sen öldürdün dediler bana bir günbatımında.
sonra kapattılar beni benden küçük bir odaya.
günde 1 kere yemek verdiler.çıkarmadılar dışarıya.
sanırım 20 yıl sonraydı..intihar etmeyi bıraktıktan 2 yıl sonra..gidebilirsin dediler.ya arkadaşım ne olacak dedim.
güldüler bana..

yanıma 2 yıl önce gelmişti.son intihar girişimden 12 gün sonra.arada gelir giderdi önceleri.sonra hep kalmaya başladı.hiç gitmedi..şimdi yine gitti.

dünya değişmişti.insanların acelesi vardı.sanki hepsi "sara" hastasıydı.
ve tanrı ölmüştü.
.....
yürüyordum.onu gördüm.20 yıl öncesi gibi ağlıyordu.hala ağlıyordu.
ölmemişti.
sonra arkadaşım geldi yanıma aniden.."öldür onu" dedi bana."20 yılını çaldı ve başkalarına sattı".
yanına gittim.
sonra ağlamadığını farkettim.en başından beri gülüyordu.ağlayan bendim.
ve o anda parmaklarımla gözlerini çıkardım ve dişlerimle yüzünü parçaladım.
ve kalbini elime alana kadar parçaladım göğüs kafesini.
sonra buldular beni kan gölünün üstünde yanımda bir cesetle.
hastalıklı mısın dediler.cevabımı beklemeden cevap verdiler.
evet
evet
evet dediler..
ve yine kapattılar beni benden küçük bir odaya.her gün uyusturdular..intihar edecek halim bile yoktu.tam 15 yıl boyunca.
sonra biraz iyileştin dediler.başka insanların yanına koydular beni.
bir gün mutfaktan bir bıçak buldum.tüm oda arkadaşlarımı ve beyaz önlüklü kaslı adamları doğradım.
sonra kafama bir kursun geldi.
ve öldüm